İçeriğe geç

İran’da İslam devrimi kaç yılında oldu ?

Hoş geldiniz! Bu yazımızda “İran’da İslam devrimi kaç yılında oldu” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız.

Bir Sorunun Peşine Takıldığım O Akşam

Kayseri’de sonbahar akşamları garip oluyor. Özellikle hava erken karardığında insanın içi de erkenden susuyor sanki. O gün de öyleydi. Talas’taki küçük kafelerden birinde oturuyordum. Çayım çoktan soğumuştu ama ben hâlâ defterimin ortasına yazdığım o soruya bakıyordum:

“İran’da İslam devrimi kaç yılında oldu?”

Bazen bazı sorular insanın içine takılıyor. Cevabını öğrenmek için değil sadece… O cevabın arkasındaki hayatları hissetmek için.

Telefonumdan biraz araştırınca İran İslam Devrimi’nin 1979 yılında gerçekleştiğini öğrendim. Ama mesele sadece bir tarih değildi. O tarihin içine sıkışmış milyonlarca insan vardı. Korkular, umutlar, sokaklar, bağırışlar, kaybolan hayatlar…

O gece eve dönerken tramvayın camından dışarı baktım. Kayseri’nin sarı sokak lambaları bir film sahnesi gibi uzuyordu. İnsan bazen hiç gitmediği ülkelerin acısını bile hissedebiliyor. Bunu fark ettim.

Babamın Sessizliği

Babam siyaseti hiç sevmez. Haberleri açar ama uzun uzun konuşmaz. O akşam sofrada bir anda ona sordum:

“Baba, İran’daki devrim zamanını hatırlıyor musun?”

Kaşığı elinde durdu. Çok kısa sustu.

“1979’du galiba,” dedi.

Sonra televizyona döndü.

Ama ben onun sustuğu yerde başka bir şey hissettim. Büyüklerin bazı olayları anlatmaktan kaçması boşuna olmuyor. Çünkü bazı dönemler sadece tarih değil; insanların içine işleyen ağır taşlar gibi.

Yemekten sonra odama geçtim. Günlüğümü açtım. Çocukluğumdan beri yazarım ben. Kötü hissettiğimde, heyecanlandığımda, âşık olduğumda, kaybolmuş hissettiğimde… Hep yazdım.

O gece şunu yazmışım:

“Bir ülkede devrim olduğunda gerçekten kim kazanıyor? Sokakta bağıran insanlar mı? Evde korkuyla bekleyen anneler mi? Yoksa yıllar sonra o olayları anlamaya çalışan bizim gibi yabancılar mı?”

Bunu yazarken boğazım düğümlendi. Çünkü son zamanlarda ben de kendi hayatımda küçük devrimler yaşıyordum.

İnsan Bazen Kendinden Kaçamıyor

25 yaşındayım. Herkes bu yaşların en güzel dönem olduğunu söylüyor ama kimse insanın içindeki karmaşayı anlatmıyor. Herkes güçlü görünmeye çalışıyor. Ben yoruldum güçlü görünmekten.

Bir süredir hayatımın hiçbir yerine ait değilmişim gibi hissediyorum. Üniversite bitti. Arkadaşlarım başka şehirlere dağıldı. Bazıları evlendi. Bazıları yurtdışına gitti. Ben Kayseri’de kaldım.

Bazen geceleri Erciyes’e bakıyorum. Kocaman duruyor orada. Hiç değişmiyor gibi. İnsan keşke bazı şeylere onun kadar sağlam tutunabilse diyor.

İran İslam Devrimi hakkında okurken sürekli insanların “değişim” istediğini gördüm. Herkes başka bir hayat hayal etmişti. Belki ben de bunu anladığım için o konuya bu kadar takıldım. Çünkü insanın içindeki değişim isteği bazen korkutucu oluyor.

Otobüste Karşılaştığım Adam

Bir hafta sonra işe giderken otobüste yaşlı bir adam yanıma oturdu. Elinde eski bir gazete vardı. Nedense sohbet etmeye başladık.

Nereli olduğumu sordu.

“Kayseriliyim,” dedim.

Gülümsedi.

Bir süre sonra konu dünyaya geldi. İran’dan bahsetti. Meğer gençliğinde bir süre Tebriz’de yaşamış.

Bir anda dikkat kesildim.

“1979’daki devrimi gördünüz mü gerçekten?” diye sordum.

Camdan dışarı baktı önce. Sonra çok yavaş konuştu:

“İnsanlar umutluydu evlat. Ama umut bazen çok ağır bir şeydir.”

Bu cümle günlerce aklımdan çıkmadı.

Otobüs Kocasinan tarafında ilerlerken içerisi sessizleşmişti. Adam devam etti:

“Sokaklar doluydu. İnsanlar bağırıyordu. Herkes daha iyi bir hayat geleceğine inanıyordu. Ama devrimler filmlerdeki gibi olmuyor.”

O an içim sıkıştı. Çünkü bazen ben de hayatımın bir anda değişmesini istiyorum. Bir sabah uyanıp her şeyin yoluna girmesini…

Ama olmuyor.

Hiçbir şey bir anda düzelmiyor.

1979 Yılının Gölgesi

İran’da İslam devrimi 1979 yılında oldu. Şah yönetimi devrildi ve Ayetullah Humeyni liderliğinde yeni bir dönem başladı.

Bunu artık biliyordum.

Ama öğrendiğim asıl şey şu oldu:

Tarihler sadece takvim bilgisi değildir.

1979 dediğin şey; bir annenin ağlaması olabilir. Bir gencin kaybolan hayalleri olabilir. Bir çocuğun korkusu olabilir. Bir adamın sürgünü olabilir.

Ben bunu düşündükçe kendi hayatıma dönüp durdum.

Çünkü insan geçmişte yaşanan büyük olayları okurken kendi yalnızlığıyla karşılaşıyor.

Bir gece yine defterime uzun uzun yazdım. Dışarıda yağmur vardı. Kayseri’nin yağmuru gariptir; sessiz yağar ama insanın içine işler.

Şunu yazmışım:

“Belki de herkes kendi devrimini yaşıyor. Kimisi ülkesinde, kimisi kalbinde.”

Annemin Çayı

Annem odama çay getirdi o gece. Defterimi görünce güldü.

“Hâlâ mı yazıyorsun?”

“Hep yazacağım galiba,” dedim.

Biliyor musun, annem bazen hiçbir şey sormadan insanı anlıyor. Çayı bırakırken saçımı karıştırdı. O küçücük hareket bile içimi yumuşattı.

Çünkü son zamanlarda kendimi çok kırılmış hissediyordum.

İnsan büyüdükçe daha az ağlayacağını sanıyor ama tam tersi oluyor. Sadece ağlamayı gizlemeyi öğreniyorsun.

Kayseri Sokaklarında Dolaşırken

Bir pazar günü Hunat tarafında yürüyordum. Hava soğuktu. İnsanların yüzüne bakıyordum tek tek. Herkesin içinde başka bir hikâye vardı.

Bir simit aldım. Parkta oturup etrafı izledim.

Sonra aklıma yine İran geldi.

1979 yılında sokaklara çıkan gençleri düşündüm. Belki benim yaşımdaydılar. Belki onlar da gelecekten korkuyordu. Belki onlar da gece yatağa yatınca içlerinde büyük bir boşluk hissediyordu.

Bir anda çok garip bir yakınlık hissettim.

İnsan hiç tanımadığı insanlara bile üzülüyor bazen.

Bu kötü bir şey mi bilmiyorum.

Ama ben dünyadaki acılara karşı tamamen hissiz olmayı başaramıyorum.

Hayal Kırıklığıyla Büyümek

Son birkaç yılda en çok öğrendiğim şey şu oldu:

Hayat insanı sürekli değiştiren bir şey.

Eskiden her şeyin daha net olacağını sanırdım. Bir işim olsun, biraz para kazanayım, sevdiğim biri olsun… Tamamdır derdim.

Meğer insanın içindeki boşluk öyle kolay dolmuyormuş.

İran devrimini araştırırken insanların da aynı şeyi yaşadığını düşündüm. Büyük umutlar kuruyorsun. Sonra gerçek hayat geliyor.

Ve gerçek hayat çok sert.

Bunu kabul etmek beni üzse de artık kaçmıyorum bu duygudan.

Gece Yarısı Yazdığım Satırlar

Saat gece 02.17’ydi.

Telefonun ışığı gözümü yoruyordu ama uyuyamıyordum. Günlüğümü açtım.

Şunu yazdım:

“1979’da İran’da insanlar sokaklara umut için çıktı. Ben bugün kendi odamda umut arıyorum. Arada yıllar var ama insanın kalbi galiba hep aynı çalışıyor.”

Bu cümleyi yazınca gözlerim doldu.

Çünkü bazen insan sadece anlaşılmak istiyor.

Sonra penceremi açtım. Soğuk hava içeri doldu. Uzakta birkaç arabanın sesi vardı.

Kayseri geceleri bazen çok yalnız hissettiriyor.

Ama aynı zamanda düşünmek için iyi geliyor.

İnsanların Hikâyeleri Hiç Bitmiyor

İran İslam Devrimi’nin hangi yılda olduğunu öğrenmek için başladığım o küçük araştırma beni bambaşka duygulara götürdü.

1979 artık benim için sadece bir tarih değil.

Bir kırılma noktası.

Belki de hayat zaten böyle ilerliyor. Küçük sorular bizi büyük düşüncelere sürüklüyor.

Bazen bir tarih öğreniyorsun.

Bazen kendini.

Son Defter Sayfası

Bugün yine yazıyorum.

Masamda çay var. Dışarıda rüzgâr sesi geliyor. İçimde hâlâ çözülmeyen şeyler var ama artık bundan utanmıyorum.

Duygusal olmak kötü değil.

Bir şeyleri fazla hissetmek de kötü değil.

İran’da İslam devrimi 1979 yılında oldu. Ama bazı olayların etkisi yıllarca sürüyor. İnsanların hayatına, korkularına, umutlarına karışıyor.

Belki benim bu kadar etkilenmemin sebebi de buydu.

Çünkü ben de değişmekten korkuyorum biraz.

Ama yine de umut etmekten vazgeçemiyorum.

Galiba insanı ayakta tutan tek şey bu.

Umarız “İran’da İslam devrimi kaç yılında oldu” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Netofisfotokopi ekibinden sevgilerle!

Buna da Göz Atın: İran'da üniversite sınavı var mı ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!